Üst Düzeydeki Özgül Savunmalar

Üst Düzeydeki Özgül Savunmalar


BASTIRMA (Repression)
Savunmalar benliğin bilinçdışı işlemleri arasında yer alırlar.Bilinçdışı olma, dürtü, savunma,aktarım ve dirençlerin ortak özellikleridir.Dürtülerin tasarımlar,duygular ve istekler, yani türevler biçiminde bilince ulaşması bir çatışmaya ve bunaltı ya da korkuya neden olabilir. Benlik istenmeyen, hoş olmayan ve tehlikeli saydığı bu duyguları yok etmenin yollarını arar ve savunma işlemlerini eyleme geçirir.Bunaltı, çatışmaların sonucudur ve savunmaları eyleme geçirir.
Bastıma savunma amacıyla kullanılan, üst düzeyde yer alan bir düzenektir.İlk kez Freud bastırmayı bir savunma düzeneği olarak tanımlamış ve uzun süre altbilince eş anlamlı olarak kullanmıştır.Bastırma sayesinde bunaltı veren dürtü türevleri alt bilince itilirler,yani bilinçten uzaklaştırılanlar dürtülerin kendileri değil,onların doğurdukları istekler, uyandırdıkları duygular ve bağlı oldukları tasarımlardır.Türevlerin alt bilince itilmesi bunaltıyı ortadan kaldırır.Ama bunaltının yeniden algılanmaması, yani ortaya çıkmaması için,bastırmanın sürekli kullanılması gerekir.Bu zorunluluk güç yitimine neden olur,ruhsal enerjinin bir bölümü bu işlevin sürdürülmesi için kullanılır.Öğrenme güçlükleri,düşüncelerini toplayamama,unutkanlık,yorgunluk ve isteksizlik güç yitimini gösteren belirtilerdir.Bastırma bir yandan başarılı bir savunma düzeneği gibi görünür,ancak başarılı olduğu oranda güç yitimine neden olur.Bastırmanın işlerlik kazanması bilincin gelişip alt bilinci örtmesinden sonra gerçekleşir.Bastırma yoluyla istenmeyen tehlikeli duyguların anımsanmaması,bilinçten uzaklaştırılması ve unutulması sağlanır.
YER DEĞİŞTİRME (Displacement)
Yer değiştirmede benlik ne çatışmayı işleme,ne çatışmaya neden olan ögelerin iyi ve kötü olanlarını birbirlerinden ayırma, ne de korkuyu bastırma yolunu seçer.Ağırlıklı işlem korkuya neden olan nesnenin başka bir nesneyle yer değiştirmesidir.Savunmanın başlangıç aşamasında kişinin iç dünyasında korkuya neden olan bir dürtü ya da tehlikeli bir tasarım (Örn. korkutucu baba tasarımı) başka bir nesneyle (Örn.köprü,meydan,köpek,at,uçak) yer değiştirir ve böylece korku ile baş edebilme yolları aranır.Ama tehlike hala geçmemiştir.Yer değiştirme tamamlandıktan sonra (ikinci aşamada)bu kez değiştirme nesnesinden sakınma başlar,köprü ve meydandan geçilmez,köpek ya da attan kaçılır,uçağa binilmez,çünkü bunların yapılması yoğun korkuya neden olur.Kaçınma davranışı, savunmanın yer değiştirmeyi eylem düzeyinde tamamlayan bir ögesi konumundadır. Uygulamalarda yer değiştirme ve kaçınma davranışının birlikteliği bazen göz ardı edilmekte ve bu, sağaltımda sakıncalı sonuçlar vermektedir. Hastalar kaçınma davranışlarının bilincinde olup sakındıkları nesnelerin üstüne gitmeyi göze almadıkça, yani sakındığı köprüden geçmedikçe, asansöre binmedikçe temel çatışmalarının işleyebilmeleri de zorlaşır.
Freud ayrıca yer değiştirmenin fobi, düş ve saplantı – zorlantı nevrozundaki önemli rolüne de işaret etmiştir.Freud ‘a göre yer değiştirme,fobi dinamiğinin odağında yer alır. Yukarıda da belirtildiği gibi köprüden ya da meydandan geçememek,köpek,at yada uçaklardan korkmak,aslında iç dünyadaki korkutucu dürtü ya da tasarımların sonucudur.
Saplantı – zorlantı nevrozlarında da suçluluk,pislik,kirlenmişlik ve öfke duygularının sürekli el yıkama,sonlandırılamayan giyinme ve soyunma gibi saplantı ve zorlantılara dönüştüğünü ve bu dönüşümde yer değiştirmenin etkili olduğunu kısaca belirtmek isterim.
DÖNDÜRME(Conversion)
Histerik kişilik yapısının ve histerik nevrozun egemen savunmasıdır.Ruhsal bir çatışmanın fizyolojik,organik yollardan boşalım ve anlatım yolu bulmasıdır.Bu yolla çatışmanın doğurduğu bunaltı da bilinç dışına itilir ve algılanmaz.Freud (1894,s.63) istenmeyen bir tasarımın neden olduğu ruhsal gerginliklerin, bedene döndürülerek etkisizleştirildiğini belirtmiştir.
Bu işlev yitimleri bir savunma olarak ortaya çıkar ve istenmeyen ağır bir bunaltı ya da korkunun algılanmasını engellerler. Histerik körlük, sağırlık, gebelik, konuşamama, yürüyememe, uyuşukluk gibi belirtilerde de benzer bir dinamik söz konusudur. Adler(1995)histeriklerin yalancı gebeliğini araştırmış ve bu kişilerin gerçek gebelerle özdeşleştikleri ya da onlara öykündüklerini saptamıştır. Yalancı gebelikte de kilo alma, menstrüasyon kesilmesi ve pigment artışı saptanmaktadır. Adler bunların özdeşleşme ve öykünmenin sonuçları olduğunu düşünmektedir. Ona göre,döndürmeye özdeşleşme ve öykünmenin yanı sıra şiddetli bir yadsıma da eşlik etmektedir.Bu şiddetli yadsıma sonucu gebeliğin yalancı oluşu algılanmaz.
KARŞIT – TEPKİ KURMA
Saplantı – zorlantı nevrozunda tutum ve davranışlarda belirginleşen özgül bir savunma düzeneğidir. Bu tutum ve davranışlar, onları güdüleyen uyaranın tam karşıtı bir işlev görmektedir.Bu hastaların ilişkiler düzeyinde aşırı kibar,aşırı temiz, aşırı düzenli,aşırı tutucu ve aşırı doğrucu tutumları kolayca algılanır.Ama sergilenen kibarlık,temizlik ve düzenlilik aldatıcı ve yanıltıcıdır.Çünkü bu tutum ve davranışlar derindeki kin, nefret, pislik, düzensizlik, vericilik ve aldatma gibi bunların tam karşıtı duygu ve eğilimlerin gizlenmesini sağlar.Aşırı kibarlık ve benzeri tutumların asıl amacı, kin ve nefret gibi duyguların, pisletme, karıştırma, dağıtma,saldırma ve yıkma gibi uyaranların neden olduğu bunaltıyı ortadan kaldırmaktır.
Toplumsal düzeni kolaylaştıran temiz,kibar ve düzenli davranışları saplantı – zorlantı nevrozluların savunma amaçlı tutumlarıyla karıştırmamak gerekir.Bu hastaların kibarlıklardan yanlarına varılmaz, aşırılık ve her koşulda sürdürülme dikkat çeker.Bu insanlara yaklaşmak,onlarla sıcak ilişkiler kurmak çok güçtür.
YAPIP BOZMA
Yapıp bozma da saplantı- zorlantı nevrozluların ilişkiler düzeyinde belirginleşen özgül savunma düzeneklerinden biridir.Düzenek bunaltı, kuşku ve korku veren bir davranışı ikinci bir eylemle ortadan kaldırma amacını güder. Örneğin evinden çıkan bir insanın yeniden evine dönmesi, yeniden çıkması ve yeniden dönmesi ya da elbisesini çıkaran bir insanın birkaç kez giyinip soyunması gibi.
Bu düzeneğin anlaşılabilmesi için saplantı- zorlantı nevrozluların üç önemli kişilik özelliğini belirtmek gerekir.Büyüsel düşünce, kuşku ve ambivalans.
Büyüsel düşünce, çocukların anal dönemde düşünce ya da eylemlerinin gücüne inanmalarıdır.Örneğin çocuk, insanların “Öl” derse öldüğüne,”Diril” derse dirildiğine inanır.Saplantı- zorlantı nevrozlarında da anal dönemin artıkları olarak, düşünce ya da eylemin uğursuzluk getireceğine,bir felakete neden olacağına inanılmakta, bunun ortadan kaldırılması için yoğun bir çaba harcanmaktadır.
Kuşku değişik alanlarda belirginleşir.Eylem düzeyinde,bir eylemin yapıldığı ve bunun sonuçlandığına inanamamak şeklindedir. Bu nedenle hastalar bir eyleme başlayamaz ve güçlükle başladıkları eylemi bitiremezler.Soyunma ve giyinmedeki yinelemenin nedenlerinden biri budur. Ambivalans eylem düzeyinde başlamak- başlamamak,bitirmek ve bitirmemek arasındaki bocalamalarla belli olur.Eylemlerde erteleme ve gecikmelere,yinelemelere neden olur.
YALITMA, DÜŞÜNSELLEŞTİRME ve AKLA UYGUNLAŞTIRMA
Yaşanmış olayların,geride kalmış anıların, bir amacın ya da bir isteğin duygulardan soyutlanarak yaşanması ve anlatılmasıdır.Kurulan ilişkilerde akılcı yan ağır basar.Yalıtmaya genellikle düşünselleştirme ve akla büründürme eşlik eder.Üçünün birlikte kullanılması kişiye akılcı,salt akla büründürücü uğraşları olan bir bilgisayar görüntüsü verir.Yaşanılan olayların yer ve zamandan soyutlanarak yaşanması da yalıtma olarak kabul edilir.
Bu düzenekler saplantı-zorlantılı kişilik yapısı ve saplantı – zorlantı nevrozunun özgül savunma düzenekleridir.Bu kişilerin tutum ve davranışlarının büyük bir bölümü bu savunmaların sonuçları görünümündedir.Bu savunmaları bilmeden saplantı- zorlantı nevrozunu anlamak olası değildir.
Karşıt-tepki kurma, yapıp bozma, yalıtma, düşünselleştirme ve akla uygunlaştırmanın saplantı-zorlantılı kişilik yapısı ve saplantı- zorlantı nevrozunun özgül savunma düzenekleri olduğu bilinmektedir.Ancak uygulamalar bu savunmaların genellikle yetersiz kaldığını ve ek savunma işlemleriyle desteklenmeleri gerektiğini göstermektedir.Bu kişiler kendilerine özgü tutum ve davranışları,bazı değerleri ve belirli düşünce kalıplarını savunma amacıyla kullanırlar.Kontrol,güç gösterme,tek düzelik,hakkın geçmemesine dikkat etme,kişiler arasında eşitliği sağlamaya çalışma,sunulanı yıkarak, değersizleştirerek ve geriye püskürterek geçersizleştirme bunların başlıcalarıdır.
Saplantı-zorlantı nevrozlu hastalar kontrol ve güç gösterisi yapmak yoluyla kendilerine bunaltı verebilecek beklenmedik ruhsal ögelerin ya da derindeki kargaşanın ortaya çıkmasını önlemektedirler.Bu bağlamda kontrol ve güç gösterisi başlıca savunma işlemleridir.Tekdüze ve kuramsal içerikli konuşma biçimleri de aynı amaca hizmet etmektedir. Bu hastalar bir yandan işbirliği içinde oldukları izlenimi verirken,öte yandan bu işbirliğini bozmak için her şeyi yaparlar.Konuşmak ama önemli bilgileri vermemek ve belirsiz ama çok etkin yıkım eğilimleri,işbirliğini bozan etkin silahları arasında yer alır.Böylece başkalarının kendilerine yakınlaşması ve özerkliklerinin tehlikeye girmesi önlenmiş olur.
Kuşku ve ambivalans saplantı-zorlantı nevrozunun, sağaltımın başında daha çok dikkat edilmesi, sağaltım süresince de unutulmaması gerekli bir özelliğidir.Buna işaret etmeden savunma konusunu bitirmenin bir eksiklik olacağı düşüncesindeyim.

Paylaş

Gelisim Psikiyatri