Şişmanlık Psikolojisi

Şişmanlık Psikolojisi


”Yemek ya da yememek işte bütün mesele burada,, diyenlerdenseniz kısmen haklısınız.

Kendiniz üzerinde kontrol ve irade sahibi olabilmek ve bunu kendiniz için istemek ve yapabilmek.”elbette kendim için istiyorum ,,dediğinizi duyabiliyorum ama üçüncü kulağım birşey daha duyuyor.” senin dediğini yapmayacağım işte,,

Pasif agresif kişiliklerin kendine çevirdiği agresyonla yapması beklenen, kilo verme ya da sağlıklı yaşam düzenine inat ; özellikle yememesi gerektiği söylendiği, diyet verildiği, yemesin diye gözünün için bakıldığı, spor yapması hatırlatıldığı durumlarda daha çok yeme üzerine kilitlendiği özellikle yüksek kalorili gıdaları ve gizli gizli yediği gözlenir. Hatta gece uykudan kalkıp ne varsa yedikten sonra ne yaptığını hatırlamadığını söylediğini duyarsınız.

Bebeğin doğduğu andan itibaren tümüyle fiziksel ve duygusal beslenmeyle karakterize Oral dönem içerisinde yeterince beslenemeyen ya da aşırı beslenen bebeklerde ileride oral-ağızcıl takıntılar gözlenmektedir. Örneğin sigara ve alkol bağımlılığı, yeme bozuklukları, gevezelik v.s

Çocuğun aşırı kontrol, müdahaleyle büyümesi gelecekte de yeme ve yememe ile ilgili uğraşlarını besler. İç odaklı olabildikçe diğerlerinin kontrolü ya da belirleyiciliği değil kişi kendi oto kontrolüyle gerekeni yapabilir. Yine çocukluk döneminde kaygı ve endişeyi yatıştırma yolu olarak hazza yönelik yeme davranışını kullanır ve devam ederse kendini yatıştıracak başka yöntemler geliştiremez ise yeme davranışında bir bozukluk yerleşir.

Depresyon hastalığında da benlik saygısının düşmesi ile kişi bakımını ve fiziksel ihtiyaçlarını sağlıklı algılayamaz hale gelir.

Eskiden kişilik tiplemelerinde piknik tip olarak tariflenen şişmanlar, neşeli ve güleç olarak bilinirken günümüzde bu tanım pekte uygun düşmüyor.

Duygusal yeme davranışında kişiyi yemeye yönlendiren şey aslında “açlık” değil, “başa çıkılamayan duygulardır”. Bu tür yeme davranışında kişi üzüntü, stress, kaygı, öfke halinde iken kendini bir anda birşeyler yerken bulur,  midedeki açlığı gidermek değildir amaç; duygusal açlığı gidermektir. Adeta başedemediği duyguyu yiyip yoketmeye çalışır. Kısa süreli bir rahatlama ardından pişmanlık, suçluluk hissi yine başaçıkılamayan bir durum ve yine aynı atak; ardından artan kilolar da sıkıntı olarak eklenir ve bu döngü tekrarlanarak devam eder gider.

Kişi başkalarını suçlama, dışardan sebepler aramadan vazgeçip kendi sorumluluğunu aldığında değişim başlar.

 

Paylaş

Gelisim Psikiyatri