Mükemmelliyetçilik

Mükemmelliyetçilik


İnsanoğlunun dayanamayacağı iki duygudan biri değersizlik, diğeri suçluluk duygusudur. Mükemmelliyetçilikte, değersizlik duygusuna karşı bir savunma halidir ya da şöyle izah edebilirim ki mükemmelliyeçilik değerli hissetmek için jeneratördür. Kendisi ve diğerlerinden yüksek beklentiler içeren düşünceler, duygu ve davranışlardır.

Sürekli olarak daha iyisini yapma ve planlama, hedefleme vardır ancak icraat yoktur. Kusursuzluk, hatasızlık arayışı içinde ayrıntılarla meşgulken sonuca varmak pekte mümkün olamamaktadır.

Hep daha mükemmeli için yapmak istenen sürekli ertelenir; hiç başlanamaz ya da bitirilemez olur.Kolay kolay beğenmez ve onaylamazlar aynı şekilde onaylanmayınca da değersiz hissederler. Bu duygudan korunmak için de eleştiri ve rededilmeye karşı arayış içinde olup eleştiriye aşırı hassas olurlar. Eleştiriyi kabullenmez ve kusur olarak gördüğü durumların sebeplerini dışarıda ararlar. Başarısızlığa tahammülleri olmayıp bu yolda yanlış olarak değerlendirdikleri durumu büyütürler. Çevresindeki insanlara karşı da memnuniyetsiz, eleştirel, tahammülsüz olurlar. Genelde gergin, huzursuz ve mutsuz hissederler.

Ya hep ya hiç kuralı sadece iş yaşamında değil sosyal ilişkilerde, aile hayatında da dikkat çeker. Alışveriş, beslenme, beden algısında mükemmeli arayışla ilgili aşırı uğraşlar hatta obsesif tutum ve hastalıklar gözleriz ki anoreksiya nervosa en bilinenidir. Yoğun estetik uğraşlar, sürekli tartılmak ve yediğini gramajına kadar hesaplamak; sağlıklı beslenmek için fazla zaman harcamak, belli başlı dikkat çeken hususlardır.

-meli, malı lar o denli çoktur ki hayatı köşeli hale getirir. “bu yemek yenilmeli,, “burada oturulmalı,,v.s Kendilerini de çevresindekileri de bunaltır, hatta uzaklaştırır. “bunu öyle değil, böyle yapmalısın,, “şu sokaktan gitmelisin,, “bunu böyle yapmalısın,, v.s bu yaklaşımlar beraberinde eleştiriyi getirdiği gibi yaratıcı düşünceleri de baskılar. Genelde farklı düşünce ve davranışları zaten kabullenemezler.

Özellikle ebeveynliğe mükemmelliyetçiliğin yansımasıyla, sancılı büyüme ve büyütme,yetiştirme yaşatır. Mükemmelliyetçi ebeveynler, çocuklarının da mükemmel olmaları için gereken tüm kontrol ve koruyuculuğu hatta müdahaleyi esirgemezler. Tümüyle çocuklarının iyiliği için olduğuna inanarak yaptıkları, onların bireyselleşme ve ayrışma çabalarına ket vurur. Bu tutumlar çocuklar da kaygı, huzursuzluk belirtileri yanısıra “ parmak emme, tırnak yeme, alt ıslatma, kekemelik ,, gibi davranışlara da neden olabilir. Çocuklar suçluluk ve pişmanlık duygularını ifade edemeseler de çok hissederler.

Kusursuzluğun hedeflendiği bir çağda yaşarken, kişiliklerimizin iliklerine kadar mükemmelliyetçilik sızdı. Ancak insan doğasıyla uyum göstermeyen bu durumdan korunabilmek için insan olduğumuzu; hatalarımız ve onların sonuçları, sorumluluklarıyla varolduğumuzu kabul etmemiz kaçınılmazdır.

Uzm.Dr.Funda Güdücü SAĞIR

Paylaş

Gelisim Psikiyatri