Kişilik Bozukluğunun Psikoterapisi

Kişilik Bozukluğunun Psikoterapisi


Gelişim ruhbilimine göre kişiliğin temel yapı taşları ilk altı yaş içinde oluşur ve bunlar sonraki yaşamda köklü değişiklikler geçirmez. Uygulamalar da kişilik yapılarının temel özelliklerinin ileri yaşlarda değişmediğini doğrular. Psikoterapinin başlıca amaçları kişilik yapısının temel taşları arasındaki uyumsuzluğu düzeltmek, çatışmaları çözmek ve üst benliğin aşırı yargılarını yumuşatmaktır, kişilik yapısını değiştirmek değil.Örneğin kişilik yapısın temel bir özelliği olan ‘özveri’ bir erdem olarak görülür ve değiştirilmesi düşünülmez, ancak özveri aşırı boyutlar kazanır ve kişinin doyumunu engeller,bencil isteklere karşı bir savunma olarak kullanılır ya da iç sıkıntısına neden olursa psikoterapi süresince işlenmesi gerekir.Psikoterapilerde işlenen özverinin kendisi değil, aşırılığı, yanlış anlaşılması ve yanlış yerlerde kullanılmasıdır. Böylece özverinin kişinin zararına nitelikler kazanması önlenir.Bu işlemde kişilik yapısının temel nitelikleri değişmez.Bunlar zaten gelişimin ilk altı yılında oluşur, süreklilik ve kalıcılık niteliklerini bu evrede kazanırlar.kişilik-psikoterapi2
Benzer bir biçimde saplantı-zorlantılı (obsesif kompülsif) kişilik yapılarının düzen,temizlik ve tutumluluk gibi temel özellikleri bir erdem olarak görülür. Ancak bunların aşırılaşması ve kişi için eziyet verici boyutlar kazanması, bu eğilimlerin işlenmesini zorunlu hale getirir.Bunların işlenmesi, kişinin yapısını değiştireceği, artık düzen, temizlik ve tutumluluk gibi belirleyici özelliklerini yitireceği anlamına gelmez.
Psikoterapi uygulamaları bu tür bir anlayış ve yaklaşım benimsendiğinde kişilik bozukluklarının sağaltımın sanıldığı kadar güç olmadığını göstermektedir. Kişilik bozukluklarının ,sağaltımı en güç tanı kümelerinde birini oluşturduğu tartışma götürür bir görüştür. Psikanaliz belirli kişilik bozukluklarında başarısızlığa uğramaktadır.Reich(1933) bu kümeye ‘karakter nevrozları’ adını vermiştir.Davranışların özgül nitelikleri, örneğin süregenlikleri, benlikle uyumu (egosintonik) oluşları ve tümden savunma işlemlerini üstlenmeleri karakter nevrozlarının başlıca tanı ölçütleridir.Bunlara, benliğin tüm gücünü aşırı cezalandırıcı üstbenliğin emrine vermesi ve bu aşırı cezalandırıcı üstbenlikten hiç rahatsızlık duymaması eklenir. Örneğin,saplantı- zorlantılı kişilik bozukluğu olan bir insanda aşırı tutumluluk,düzenlilik ve temizlik gibi davranışların daha da aşırılaşması,süregenleşmesi, benlikle uyumlu olmaları ve bunlara aşırı yargılayıcı bir üstbenliğin eklenmesi karakter nevrozu tanısını gerekli hale getirebilir.
Kişilik bozukluğunun karakter nevrozu nitelikleri alması durumunda davranışlar tümüyle savunma işlevini üstlenir,benlik tüm gücünü üstbenliğin yasaklarını uygulamak için kullanır ve onun şiddetli yargılarından bir rahatsızlık duymaz .İstenmeyen bir duygunun yerini davranışlar alır.Öfke yerine kontrolün şiddetlenmesi,cinsel istek yerine temizlik yapmanın aşırılaşması ve kişinin kendisine koyduğu yasakların acımasızlaşması gibi. Böylesi davranışların süregenleşmesi, benliğe yabancı olmamaları, savunma işlevi üstlenmeleri ve benliğin tüm gücünü katı bir üstbenliğin emrine vermeleri psikanalizin karakter nevrozlarındaki başarısını azaltan büyük bir engeldir.
Kişilik Yapılarını Ayırma Güçlükleri
Psikoterapi uygulamalarında şizoid, depresif, obsesif kompülsif ve histerik kişilik yapıları gibi sınıflandırmalar büyük yararlar sağlar. Buna karşın bireyleri kişilik yapılarına göre sınıflandırmak güç bir işlemdir. Kişilik yapılarına belirleyen çatışma,savunma ve davranışlar gibi ögelerdeki iç içelik, çok yönlülük, karmaşıklık ve değişebilirlik saf bir kişilik yapısının gelişmesini engeller. Yani ruhsal olguların çok yönlülüğü yalnızca şizoid ya da depresif olarak tanımlanabilecek saf bir kişilik yapısının gelişmesini olanaksızlaştırır. Bu nedenle kişilik yapılarına ilişkin sınıflandırmalar büyük öğrenim kolaylıkları sağlamalarına karşın bazen yapay, çelişkili ve zorlamalı görünürler. En saf kişilik yapılarında bile başka kişilik yapılarına özgü davranış özellikleri kolaylıkla saptanabilir.
Yararlanılan kaynak: Nevrozlar-1, Doç.Dr.Celal Odağ

Paylaş

Gelisim Psikiyatri