Ergenlikte Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu

Ergenlikte Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu


Kochanska ve arkadaşları [1992] 2 yaşlardaki sosyal tutukluğun 5 yaşındaki utangaçlığın öncülü bulmuşlardır.Kagan ve arkadaşlarının çalışmasında da 7.5 yaşında tanımadıkları bir grup akranları içine girdiklerinde tutuk çocukların konuşmaktan geri durduğu gösterilmiştir.Bir başka çalışmada da 7 yaşındaki sosyal çekinmenin 14 yaşında kendini sosyal açıdan yetersiz hissetme düzeyi yalnız ve grup içinde kendine güvenmeme ile ilişkili olduğu bulunmuştur.

Davranışsal tutukluğun erişkin anksiyete bozuklukları öncülü olabileceğini gösteren  çalışmalar vardır.Bu çalışmalarda  çocuklukta davranışsal tutukluk olduğunda bu çocukların % 28  anksiyete(kaygı) bozukluğu ,% 11 fobi,% 17 kaçınma bozukluğu,% 17 ayrılma anksiyetesi bozukluğu geliştirdiği bulunmuştur.

Özetle tutukluk gösteren çocukların ilerde anksiyete bozukluklarına daha yatkın olduğu bilinmektedir.Ancak ara değişkenlerin neler olduğu net değildir.Davranışta tutukluk örüntüsü süreklilik gösteren bir mizaç özelliği gibi görünmekle birlikte, ebeveyn tutumlarının bu mizacın değişiminde etkisi olduğunu gösteren çalışmalar da vardır.Örneğin annelerin daha pozitif duyarlı ve ilgili olduğu durumda ilk bir yılda bebeklerin negatif duygulanımının azaldığı gösterilmiştir.

Utangaçlığı 3 yaşından 6 yaşına kadar değişmeden süren çocukların annelerinin ise daha ilgisiz olduğu ve hem anne hem de  babaların bu çocuklarla başa çıkmak için zorlayıcı yöntemler kullandıkları bulunmuştur.

Bunun tersi olan çalışmalarda vardır.Örneğin 2 yaşında çocuklara yönelik aşırı duyarlı ve kabullenici davranışın bebeğin korkulu ve utangaç olarak gelişimini desteklediğini  bulmuşlardır.Buna karşılık daha duyarsız ve daha az destekleyici tutumlar tutukluğun azalmasına yardımcı olmaktadır.Bu çalışmada özellikle erkek çocuklar söz konusu olduğunda 3 yaşında babanın tutumunun anneninkine göre daha önemli olduğu vurgulanmaktadır.

Tutuk mizacın sürmesinde cinsiyet farklarının da rolü olduğu gösterilmiştir.Bu mizacın erkeklerde daha değişebilir olduğu kızlarda ise daha kalıcı olduğu  gösterilmiştir.Bu durum kültürel stereotiplerle açıklanmaktadır.

Yararlanılan Kaynak:Anksiyete Bozukluklarında Son Gelişmeler Kitabı,Editör; Prof.Dr. Nesrin Dilbaz

Paylaş

Gelisim Psikiyatri