Ergen Ailesi Olmak

Ergen Ailesi Olmak


Ergenlik çoğu ailenin çekindiği hatta korktuğu, çocukluk ile erişkinlik arasında sınır bir dönemdir. Erken ergenlik kavramı ile yaş sınırının 12 nin altına indiği, geç ergenlik kavramı ile 20 li yaşların da ötesine taşabilen bir gelişim evresidir. Fakat bu gelişim fiziksel, hormonal gelişimle duygusal ve bilişsel gelişimle orantılı olmaması ile bağlantılı sorunları da içinde barındıran bir durumdur. Ergenlik döneminde hızlı büyüme ve değişim ergenin duygularını, davranışlarını kontrol etmesini zorlaştırabilir. Çocukluk ve yetişkinlik arasında kalmışlık hem anne-babanın hem de ergenin tepkilerini, sorunlar ile baş etme becerilerini farklılaştırır. Anne-baba bir taraftan büyüyen çocuklarının daha olgun, daha sorumluluk sahibi davranmasını beklerken, bir taraftan da alıştıkları gibi çocuklarının sözlerinden çıkmamasını isterler. Ergen ise bir yandan daha çok özgürlük ve bağımsızlık isterken bir yandan da davranışlarının sorumluluğunu almayı erteleyebilir. Anne-baba ve ergen arasındaki çatışmalar temelde bu ikilemlerden kaynaklanır.

Ergenlik dönemindeki değişim alanlarından bir diğeri ise sosyalleşme sürecidir. Ergenlik döneminde bir gruba ait olma, beğenilme, ilgi görme ihtiyacı oldukça fazladır. Arkadaşlar ile olan paylaşım giderek artmakta aile ilişkilerinin de önüne geçmektedir. Ortak ilgi alanları, değerler, duygusal paylaşım önem kazanır. Her şeyden önce ergenler arkadaş grupları sayesinde yetişkin hayatı için gerekli olan sosyal becerileri öğrenme ve geliştirme fırsatı yakalarlar. Bu sosyal becerilerin içinde çatışma ile baş etmek, problem çözmek, empati kurmak, yardımlaşmak ve destek olmak sayılabilir. Ergenler arkadaş grupları sayesinde bireyselleşme ve kişiliklerini geliştirme şansı bulurlar. Arkadaş grubundaki tepkilere göre davranışlarının sonucunu anlamaya, dış çevre tarafından nasıl algılandıklarını fark etmeye başlarlar.

tablo 1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

               TABLO 1

          tablo 2                                                                                           TABLO:2

Tablo 1 ve 2 Türkiye İstatistik Kurumunun  2006 yılına ait araştırmasından alınmıştır.

Ergen  daha çok arkadaşları ile zaman geçirmek, istediği yere gitmek, istediği zaman dönmek, istediği gibi giyinmek, istediği müziği dinlemek için taleplerde bulunur. Anne-baba bu talepler karşısında nasıl tepki vereceğini şaşırabilir.

Kimi sınırları gevşeterek ergenin istediklerini yapmasının en iyi yol olduğunu düşünür, böylece çatışma azalacaktır; kimi anne babalar ise isteklerin karşısına katı kuralları koyarlar, ergenin hayatını kontrol altına alarak ona zarar gelmesine engel olmaya çalışırlar. Aslında bu iki senaryonun ortasında yer almak, hem ergeni hak ve sorumluluklar konusunda sınırlar koyarak desteklemek, hem de kişiliğini geliştirmesi, kendini ifade etmesi için ona fırsatlar vermek en ideal çözümdür.

Ergenler haklara sahip olmak isterler ama özgür olmak hayatta her istediğini yapmak değildir. Özgürlükler sorumluluk ile desteklendiğinde anlam kazanır. Her ne kadar ergenler kurallardan nefret eder görünseler de aslında kurallar güven verir. Bu nedenle anne-babanın kural koymadığı, ergeni sınırlamadığı durumlarda psikolojik ve sosyal gelişim bundan olumsuz etkilenebilmektedir.

Kuralları esnetmek, azaltmak, değiştirmek gerekebilir ama kurallar mutlaka olmalıdır. Kurallar olmadığında iyiyi ve doğruyu öğrenmek, kişisel değerleri geliştirmek zorlaşır.

Ergenlik dönemi kendi içinde belirsizliklerin ve hızlı değişimlerin olduğu bir dönemdir, ergen bu değişimler içinde kaygı duyar, güvensiz hisseder. Kurallar ve sorumluluklar bu noktada devreye girer. Ergen hayatı ile ilgili sorumlulukları alabildiğini gördükçe kendine yeten bir birey olma yolunda ilerleyebilir. Yoksa amaçsız ve ümitsiz biri olarak hayatını kontrol altına almakta zorlanabilir.

tablo3

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ebeveyn tutumlarını iki boyut çerçevesinde sınıflayan sistem günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Buna göre otoriter ebeveynler ergenin kurallara uyumunu zor kullanarak sağlarlar, buna karşılık yetkin ebeveynler mantıksal açıklamalar kullanırlar ve otonomiye de izin verecek şekilde tartışmalara izin verirler. Ancak aşırı izin verici veya şımartıcı ebeveynlerden farklı olarak çocuğun seçimi ile ilgili sorumluluğu kendileri alır ve veto hakkını saklı tutarlar. Bu biçimdeki ebeveynlik demokratik olarak da adlandırılır. Bu tür tutum ebeveynin şefkatli davranışı ile birleştirildiğinde yapılan araştırmalar göstermiştir ki bağımsızlık, arkadaşça davranma, yaratıcılık ve girişkenlik beslenmektedir.

Bunun tersine otoriterlik sevgi azlığı ile birleştiğinde bu tür aileler uyumu, düzenliliği, muhafazakarlığı ve bağımlılığı destekler. Ergen, düşmanlık duygularını içselleştirir ve aşırı anksiyeteli ve nörotik olur.

Aşırı izin verici aileler kontrolsüz ergen davranışlarını ortaya çıkarır. Bu ergenlerde alkol ve madde kullanımı daha sıktır. Ebeveynler otoriteyi ele almaktan kaçınırlar ve sorumlu davranışa örnek teşkil edemezler.

Sorunlu ergenler sıklıkla kendilerinin dinlenmediğinden, insanların onlarla konuşulmayıp sadece direktif verildiğinden , kendilerini açıklamalarına izin verilmediğinden yakınmalarına şaşmamak gerek. Çünkü otoriter tutumlar bu tartışmalara izin vermez, bu nedenle de ergenin soyut düşünce gelişimini desteklemezler.

Eğer ebeveyn mantıksal bir tartışma yöntemi kullanırsa ergenin onu örnek alma olasılığı artar. Aşırı otoriter ya da aşırı izin verici tutumlar ise yakınlığı azaltır ve ebeveynlerin yaklaşımlarının ve görüşlerinin toptan reddedilmesine neden olur.

Aileler için öneriler:

Ø  Kontrol yerine irtibat

Ø  Dostça bir ortam

Ø  Koşulsuz sevgi

Ø  Dinlemeyi bilmek

Ø  Özgürlük alanı sunmak

Ø  Seçenek sunmak

Ø  Anlayış

Paylaş

Gelisim Psikiyatri