Dissosiyatif Bozukluk Nedenleri

Dissosiyatif Bozukluk Nedenleri


Genel görüşler                                                                                                                                                                                        Dissosiyasyon, kelime olarak ayrılma,dağılma,kopma anlamını taşır.Dissosiyatif bozukluklarda temel görünüm ani yada aşamalı gelişen, ataklarla yada inatçı seyirli bilinç, algı, bellek ve farkındalıkta bozulmadır. Bu görünüm fiziksel ya da beyin hastalığı ile ilişkili değildir ve ciddi derecede sıkıntıya veya işlevsellikte bozulmaya neden olur. DSM-4 te 4 tipi tanımlanmıştır ve çeşitli alt itemlerden oluşmuş 5.grup vardır.  Özellikle birden fazla belirti gösteren hastalarda tipler arasındaki ayrım güç olabilir.

Dissosiyatif bozukluk tipleri

Dissosiyatif amnezi

Dissosiyatif füg

Dissosiyatif kimlik bozukluğu

Depersonalizasyon bozukluğu

Başka türlü sınıflandırılmayan dissosiyatif bozukluklar

Dissosiyatif hallusinozis

İşkence yada politik beyin yıkamayı takiben dissosiyasyon

Somnambulizm

Beden dışına çıkma deneyimleri

Kültürün onayladığı trans durumları

Kültüre bağlı ‘tutulma’ durumları

Ganser sendromu

 

  1. A.    Temel nedensel kuramlar:  Normal dissosiyasyon ezici ruhsal travma ile başa çıkmak için kullanılan uyum sağlamaya yönelik bir savunma reaksiyonudur. Genellikle doğal felaketler, şiddet içeren saldırılar, ani kayıp ve savaş sırasında veya sonrasında karşılaşılır. Normal dissosiyasyon kişinin travmatik deneyim algısının bilinçden geçici uzaklaştırılmasını veya gücünün azaltılmasını sağlar. Normal dissosiyasyon, yaşamsal psikolojik fonksiyonları travmatik deneyimin yol açtığı ezicilikten korur. Hipnoza yatkınlıkta görüldüğü gibi dissosiyasyon kapasitesi normal insanlarda geniş bir dağılım gösterir. Bununla birlikte patolojik dissosiyasyonun normal dissosiyasyonun devamı olan bir formumu veya bir uç noktamı (Dissosiyasyonun normal ve anormal arasında bir süreklilik olup olmadığı) veya ayrı bir patolojik form olup olmadığı açık değildir. Travma konusundaki son çalışmalarda dissosiyasyon derecesi ile hipnoza yatkınlık arasında düşük bir ilişki bulunmuştur. Patolojik dissosiyasyonla ilgili kurumlar psikolojik, nörokognitif, travmatojenik ve psikososyal olarak sınıflandırılabilir.

 

 

1.Psikolojik kuramlar- Janet bazı insanların yapısal olarak ‘ psikososyal yetersizlik ‘ nedeniyle korkutucu deneyimlerle karşılaştıklarında disosiyasyonla cevap verme eğilimli oldukları görüşünü ortaya atmıştır. O zamanlarda anılarla ilişkili ‘şiddetli duygulanımların’ farkındalığın bilinçaltında fixe olmuş düşünceler formunda, ayrılma veya çözülme oluşturduğu ve bunların bellekte bütünleşemediği düşünülüyordu. Daha çok bu duygular sessiz kalmakta ve psikolojik otomatizm yoluyla trans durumları, anesteziler, histerik paralizilerdeki gibi tekrar bilinçliliğe geri dönerek belirtisiz kalmaktaydılar.

Breuer ve Freud histerik hastaların kabul edilmeyen deneyimlerin yarattığı komplex sonuçların, zihinde bölünmeye neden olduğu ve bilinçde anormal hipnoid durumlar ortaya çıkardığını öne sürmüşlerdir. Hipnoid durum sırasında şekillenen patolojik çağışımlar, sıradan anılar gibi ortadan kaybolmazlar. Aksine yeniden ortaya çıkarlar. Histerik bedensel belirti ya da bilinç bozuklukları şeklinde yeniden ortaya çıkarlar. Breuer ve Freud disosiyasyonun bilinci; yıkıcı düşüncelerden enerjik olarak uzak tutan aktif defansif süreç kavramını ileri sürdüler. Bu teori sonrasında psikanalitik görüşte represyon ve ego defansını ortaya çıkardı.

Dissosiyatif amnezi ve füg karekteristik olarak felaket ve savaş gibi aşırı stresli ortamlarda görülür. Örneğin katiller de yasal olarak avantaj sağladıkları durum bittikten sonrada bu amnezi sıklıkla devam eder. Parasal problemler, cinsel yaşantının açıklanması ile tehdit edilmek, evlilik problemleri, eş kaybı amnezi ve füg’ün ortaya çıkmasını sıklıkla kolaylaştırırlar. Bazen yoğun suçlulukla birlikte ağır depresyondaki gibi katlanılamayan bir duygudurum dissosiyatif durumun ortaya çıkışını tetikler. Dissosiyasyon dayanılmaz anıyı gizlerken, Füg’de kaçıp kurtulma girişimini ve yeni bir hayata başlamayı temsil eder.

Depersonalizasyonda duygulanım ve algılama ile ilişkili kişinin kendilik ve dış dünyayı algılamasında bölünme oluşur, kendini bir robot veya rüyadaymış gibi hissetmesi öne çıkar. Depersonalizasyon bir hayvanda dehşet uyandıran bir durumda işlev gören biyolojik mekanizma olabilir oysa donma davranışı ile temsil edilen dissosiyasyon avlanan hayvanlarda kaçmayı ortaya çıkarır. Bu hayatta kalma için uç manevralar aşırı yük oluşturur.

2.Nörokognitif kuramlar-Epizodik (olaylarla ilgili) bellek            Olayların depolanmasıyla ilişkili ve bilinçli farkındalığı sağlayan belleğin bir formudur. Epizodik bellek, genellikle öykü şeklinde kelimelerle nakledilir. Eğer yeterli derecede anlamlılar ise epizodik anılar otobiografik belleğin bir parçası olurlar buda kişisel yaşanmış olayları içerir. Medial temporal lobun, özellikle hipokampusun başlıca şifreleme, depolama ve epizodik hafızadakileri geri çağırma görevi vardır. Dissosiyasyon, travmatik epizodik anılarının öykü formlarının kodlanması, depolanması veya geri çağrılmasında bir engellenmeyi ifade edebilir.           

3.Travmadan köken alan kuramlar – Klinik deliller duygusal travma ve dissosiyasyon arasındaki bağlantıyı gösteren aşagıdaki gözlemlerden ortaya çıkmıştır:

(1) Dissosiyatif bozukluğu olan hastalarda çocukluk çağı travma hikayesi yaygınlığı yüksektir,

(2) Çocukluk istismarı rapor edilen kişilerde dissosiyasyon düzeyi fazlalığı, (3)Posttravmatik stres bozukluğu olan eski savaş gazilerinde dissosiyasyon düzeyi fazlalığı,

(4) Savaş ve afetlerde akut dissosiyatif reaksiyonların uygun olması,

(5) Travmatik bir deneyim boyunca açık dissosiyasyonu işaret eden gözlemler ve bunu izleyen postravmatik bozukluğun gelişiminin önceden tahmin edilebilmesi.

Dissosiyatif kimlik bozukluğu olan yetişkinlerin hemen hemen tümünde çocukluk çağında önemli travma, özellikle ensest fiziksel ve duygusal kötüye kullanım bildirilmiştir. Bu hastalar genellikle tekrarlayan, son derece sadistik, garip özellikli kötüye kullanıma maruz kalırlar.

4.Psikososyal kuramlar – Kötüye kullanımı geriye dönük değerlendirme güçlüğü çok fazla tartışma yaratmaktadır. görüşme sırasında yönlendirme ihtimali dışlanamaz. Dissosiyatif bozukluklar özellikle füg ve çoğul kişilik gibi daha dramatik biçimleri enazından bir kısmı anormal hastalık davranışı formları gösterebilir. Dissosiyatif bozukluğun dramatik biçimleri özellikle füg ve çoğul kişilik, duygusal yönden acı çeken hastaların ebeveyn yerine koydukları terapistlerinin ilgisi ve korumasını sağlama ya da yoğun bir aktarım ilişkisi içinde terapistlerinin ilgisini sürdürmek için ortaya koydukları normal hastalık davranışı girişimlerini temsil edebilir. Travma ile ilgili kuramlar ve psikososyal kuramlar birbirlerine aykırı degildirler.

Yararlanılan Kaynak:Current Psikiyatri Tanı ve Tedavi, Michael H.Ebert,Peter T.Loosen,Barry Nurcombe

Paylaş

Gelisim Psikiyatri